çıtır

ağır acılar ve gerçek aşklar

küçük, boktan hayatlarımız etrafında

son bir vals daha, bizi anca paklar

arkamda beni ıslatmayan yağmurlar

ama sen

şemsiyemdin, açıldın

batı avrupa’nın en uzak köşelerine doğru

lübnan’dan esintiler getirdin bana

sonra götürdün saçma sapan kelimelerinle

çin seddini benim için çekmişsin sanki

tek başına

kurban olaydım olduğum yerde

gözüne, kaşına

bitmez hiçbir zaman, ve bitmeyecek

kendi kıçımızdan uydurduğumuz bu rüya

gelecek, gelecek diye ötecek bedenlerimiz

ama geçmiş bile bize yetmeyecek sevgilim

ben bilirim işte, vücut çalımları

veya tabutta rövaşatalar

seni geri getirmeyecek, ve biz hep

bebek’te iki yabancı olacağız

birbirini tanımadan bir şeyler ısmarlayan

sonra tekrar bir yağmur yağacak arkamızdan

inna lillahi ve inna ileyhi raciun

ben gitsem de arkamdan konuşsanız
kalemleriniz siyah siyah
hep saçma salak sözler vardı dilimde
aynı sizin dillerinizdekiler gibi
üzerimden kuş geçti, martı sıçtı bana
siz dualar okuyup çiçekler koydunuz
toprağım bol olsun
ya da külüm, neye inanıyorsam…